Melez Anlatılar kitabında yayımlandı.

İsmet Doğan, Odalık, 2011, heykel, 105 cm × 94 cm × 61 cm, özel koleksiyon, İstanbul, Türkiye.

Melez oluş, yapıttan sanatçının dahi sökemediği bir yazgıdır; yapıtın varoluşsal, anlamsal, süreçsel katmanlarına gönderme yapan gerçeklik kavramını açımlanması güç bir biçimde kurar. Ne de olsa sanatçının yaşantıladığı onca duyu kalıntısı yapıtta tanınmayacak ölçüde başkalaşmış ve ancak melez oluşla yüklemlendirilebilecek bir gerçekliği cisimleştirmiştir. Gelgelelim sanatçı, yapıtının melez oluşunu kendisine itiraf ettiğinde ona yabancılaşma tehlikesiyle yüz yüze gelir; çünkü yapıtının, tanışık olduğu kökenler ve sınırlar dışına da taşabileceğini kabul etmek gibi bir yükün altına girmiş bulunur. Yapıtın kendi kendisini doğuran bir öge olarak sunulması, yabancılaşma tehlikesini savuşturmak için kullanılan olağan bir yöntemdir; ancak İsmet, yapıtı yalıtık olarak kavramsallaştırıp saflığa ulaştırdığını düşünen ve bir bakıma sanatın doğasını reddeden anlayış yerine melez oluşu merkezine alır ve ifşa eder.

Doğrusu, Melez Anlatılar’ı kurgularken İsmet’in içini kemiren can alıcı bir soru bulunuyordu: Bir “kitap” olarak Melez Anlatılar, biyografiyi, monografiyi, kronolojiyi odağına alan ve çağdaş sanat kitaplarının sürekli olarak ürettiği bir modeli mi takip edecekti? Model, İsmet’in kurgulamayı arzuladığı anlatı için basmakalıp ve tutucu kalıyordu; çünkü çalışmaları arşivleyen, pazarlayan, kurumsallaştıran bir aurayı işletiyordu model, statükonun tekrarını sağlamak ise İsmet’in işi değildi. İsmet, gel zaman git zaman kitap kavramını da sorunsallaştırmaya başladı ve çalışmalarının toplandığı alanı bir mekân olarak imgeledi: Sanatçılar, yayımcılar, öğrenciler Melez Anlatılar’a değiyor, her şey o mekânda karşılaşıyor, birleşiyor, ayrılıyor ve günün tortusunu oluşturuyor, ama İsmet gizli özne olarak stüdyosunda ona çerçevelendirilen modelden sapmaya çalışıyordu. Süreç içinde Melez Anlatılar, İsmet’in öncül-ardıl ikiliğinin dışına çıkarak çağdaş sanat kitabının modelciliğini reddettiği, hatta dönüştürdüğü ve sonuçta kendilediği sezgisel bir pratik olarak somutlaştı.

Evet, Melez Anlatılar’da sanatını konumlandırmaya çalışırken çıplak bir kurgu oluşturmuştur artık İsmet ve böylelikle Melez Anlatılar kendi kendisini her daim yeniden metinleştirmeye açan bireyin öteki karşısındaki yolculuğuna dönüşmüştür. Söz gelimi başta ataerkil vardır; İsmet, baba-oğul çatışmasının iktidarı bir bireyden başka bir bireye geçirmeye tasarlanmış bir taht kavgası olduğunu kabul ettirmeye çalışır gibidir. Peki baba öldükten, iktidar oğula geçtikten sonra ne olacaktır? Birey aynalarla baş başa kalmıştır ve aynalar, özneleşme sancısını taşıyan herkes gibi, dışlamaya çalıştığı ötekini arar: İsmet’in aynalarında benin ötekine bulaşmakta olduğunun farkındasınızdır. Aynalarda bireyin kendi özünü takıntılıca müjdelemesi ister istemez ona lapsusu getirecektir, diğer bir deyişle, sürçmeleri, teklemeleri, kopuşları ve en genel anlamıyla yanlışları… Lapsus ile ardı arkası kesilmeyen yanlışlar silsilesinde varlığına güveni yerle bir olan birey imagoya sığınır; kendi adına karar verebilecek bir üst özneye özneliğini konuşlandırır adeta, üst özneyi yüceleştirerek korktuğu ve kaçtığı ötekine sığınmak zorunda kalmıştır. Hâlâ içinde bir özgürlük duygusu vardır yine de, kendini kendisine kanıtlamak için kendilemeyi bir sıçrama tahtası olarak kullanması rastlantı değildir. İradeyi bağımsızlaştırma, yaşamı ötekiden arındırma çabalarının sonucunda sinematografiye yönelir birey ve dilediği gibi bükebileceği anılardan oluşan kutulara yaşamı doldurmaya çalışır; ancak geçmişinin derinliklerinden fırlayan öteki, bireye rahat vermez. Sıra ötekinin hiç kılınmasına, öldürülmesine gelmiştir: İsmet, ötekine törensel bir edayla all is external ya da yerim seni diyen bireyin en yabani hâliyle ötekini yemeye başladığını göstermekten çekinmez, üstelik ötekinin bireye cüretkârca ye beni diye karşılık verdiğini belirginleştirmekten de kaçınmaz. Geriye kalan hilkat garibeleri ya da canavar ve tabii ki ucubeler… Öteki tamamen yok olmuştur, ama bireyde sanki ötekinin bir parçası kalmıştır da kapanmayacakmış gibi duran, derinleştikçe canlılaşan bir yara belirir ve yaranın etkisiyle azalan yaşam algıyı değiştirmiş, göreceli, heterojen, değişken yapmıştır… (Autos!) Yok edilen ötekinin eksiklik hissi ile tanımlanması nedeniyle bireyin kanamayla işgal edildiğini anlarsınız ve ölüm farkındalığınız sayesinde veritas’a dönersiniz, bir yüzleşmeye girişirsiniz. İşte, kalabalık bir periferide İsmet, yüzleşmesinin sonucunda bir kefaleti ödercesine çalışırken son çare olarak kusmaya başvurur; İsmet’in kusmuğu, sayfalarını ziyaret etmekte olduğunuz bir alana yapıştırır sizi.

Estetiği etiğe, travmayı yaratıya, iktidarı özgürlüğe çevirebilen bir sanatçı çağdaş bağlamda hâlâ mümkün müdür? İsmet’in düğümünün bir ucu da oradan çözülür.

Eninde sonunda Melez Anlatılar, tekilliğini deneyimlemeyi arzularken çoğulluğuna çarpan İsmet’in sökün etmiş iyelik arayışı, ömürlük hesaplaşmasıdır.


31 Mart 2020 tarihinde güncellendi. Güncel sürüm, Melez Anlatılar sürümünden farklı olabilir.